Çırpıcı Çayırı

Eskilerin kısaca Veli Efendi diye andığı, Hattat Şeyhülislam Veliyüddin Efendi'nin çiftliği olarak bililen, şimdinin ise Veliefendi Hipodromu’nun kuzeyinde, surların dışında yer alır. Eski İstanbul’un en ünlü mesire yerlerinden birisidir. Çırpıcı Çayırı adıyla ünlenmiş olan bu yer kara surlarının dışındadır.


Ortasından geçen derenin üzerinde bir köprü de olan Çırpıcı Çayırı’nın ve çevresinin ismi esasen “Ayazma” olarak anılırdı eskiden. Etrafına o zamanlar varlıklı kişilerin de köşk kurdukları bu çayıra, hıdrellezden başlayarak akın akın ziyaretler yapılırmış.
Bu çayırın ortasından akan nehrin üzerinde birkaç tarihi köprü mevcuttu. Derenin kenarına I. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından açılan artezyen kuyularına, sonraları çevredeki sanayi tesisleri yenilerini eklemiştir. Yeni ismiyle D-100, eski ismiyle E-5 Karayolu’nun Topkapı-Küçükçeşme arasındaki kesimi, 1934 Şehir Rehberi’nde Çırpıcı Caddesi diye gösterilirdi. Halkın konuşmalarda Londra Asfaltı diye andığı yolun bir nevi genişletilmiş hali olan bu yolun inşasından sonra, özellikle 1954 senesindeki toprak tasfiyesi esnasında tümüyle ortadan kalkmıştır. Çırpıcı Çayırı’nın günümüze ulaşan kısımları belediye tarafından eski hüviyetine uygun bir şekilde yeşil alan olarak yeniden düzenlenmiştir.
Çırpıcı Çayırı, 1945'ten sonra özellikle çevresinde kurulan sanayi tesisleri yüzünden mesire alan olma özelliğini yitirmiştir. 1999'dan sonra Çırpıcı Çayırı'nın özellikle Zeytinburnu tarafında kalan kısmı yerel yönetimin gayretli çalışması ile yeniden yeşillendirilmiş ve içne yapılan sosyal donatı alanları sayesinde vatandaşların uğrak yerlerinden biri haline gelmiştir. Yapılan bu düzenlemelerin ardından Çırpıcı Çayırı birçok etkinliğe ev sahipliği yapar hale gelmiştir.