Geçmişten Günümüze Zeytinburnu

Zeytinburnu tarih boyunca İstanbul’un hem içinde hem dışında, İstanbul’a hem yakın hem uzak bir yerleşim bölgesi olmuştur. Tarihi yarımadanın batısındaki konumuyla adeta İstanbul’un dışarı açılan kapısı işlevini görmüştür.


Roma ve Bizans dönemlerinde Zeytinburnu bölgesinde yoğun bir yerleşimden söz edilemez, ancak burası önemli bir geçiş güzergahı olarak ayrı bir öneme sahiptir. Bizantion ile bugünkü Bakırköy sınırlarında yer alan Hebdomon arasındaki meşhur Via Egnatia yolu bu bölgeden geçmekteydi. Yaklaşık bin yüz yirmi kilometre uzunluğundaki bu yol Roma ve Bizans’ın Batı Avrupa’daki hâkimiyetinin bir sembolüydü. Osmanlı idaresinde de bu önemli güzergâh Balkanlar’daki Osmanlı hükümranlığının önemli bir dayanağı konumundaydı.

Kimi kaynaklar Zeytinburnu’nun Bizans döneminde Hebdomon’un bir uzantısı olarak geliştiğini yazmaktadırlar. Hebdomon Latince’de “yedinci” demektir ve bölge bu adı Ayasofya’nın yanında bulunan ve dünyanın sıfır noktası olduğu kabul edilen “Million” taşından başlayan ve Roma’ya uzanan Via Egnatia yolunun yedinci mili üzerinde bulunuyor olmasından almıştır.

Zeytinburnu Bizans döneminde, beşinci yüzyıl gibi erken bir tarihte, gözde bir yerleşim yeri haline gelmiş bulunuyordu. Bu asrın ikinci yarısında İmparator I. Leo tarafından yaptırılan Panayia Kilisesi ve hemen yanındaki Balıklı Ayazması bunu göstermektedir. I. Iustinianos’un kiliseyi tamir edip genişletmesi ve fetihten günümüze yirmi kadar patriğin de buraya defnedilmesi yine buranın ehemmiyetini gösterir bilgilerdendir.

Dokuzuncu asırda İmparator I. Basileios tarafından yine Balıklı civarında inşâ edilen Piyi Sarayı da burayı cazibe merkezi bir muhit haline getirmişti. Ayazma ile birlikte Çırpıcı Çayırı’nın da gözde bir mesire yeri olarak varlığı Bizans öneminde İstanbulluları buraya çekmekteydi.

Osmanlı devri ise Zeytinburnu bölgesinin öneminin daha da arttığı bir dönem olmuştur. Fatih Sultan Mehmet, fethi müteakip burada Yedikule Hisarı’nı inşâ ettirmiş ve Kazlıçeşme’de tabakhaneler tesis ettirmiştir. Bu hadise Zeytinburnu tarihinin önemli dönüm noktalarından birisidir. Bu yapılaşmanın ardından bölge “tabakhaneler semti” olarak şöhret bulmuş, asırlar boyu bir dericilik merkezi olmuştur.

Kazlıçeşme de rivayetlere göre adını, fetih günlerinden almıştır. Fetih sırasında, İstanbul’u kuşatan Osmanlı askerlerine su temin etmenin hayati önem kazandığı bir sırada, sakabaşı bu civarda uçuşan kazları görerek, kazların uçuştuğu yerde su bulunacağını öngörmüş; bu tahminin doğru çıkması üzerine buraya bir çeşme yaptırılmıştır. Bu hadisenin hatırasına çeşmenin üzerine kaz resmi kabartması nakşedilmiştir. Bugün ayakta olan çeşme ise üzerindeki kitabeye göre 953/1537 tarihinde yaptırılmıştır.

Kazlıçeşme’nin suyu bol ve yer altı kaynakları zengin bir mevki olması dolayısıyla fetihten sonra burada çok sayıda salhaneler (kesimevleri) açılmıştır. Osmanlı coğrafyasına dağılmış çok sayıda debbağhane de buraya toplanmıştır. Bundan maksat, büyüyen Osmanlı ordusunun ve askerlerinin deri ile ilgili ihtiyaçlarının daha etkin bir biçimde karşılanabilmesiydi. Kaynaklarda Fatih Sultan Mehmet’in bu bölgede 360 adet tabakhane ve 33 adet de salhane inşa ettirdiği bilgisi zikredilmektedir. Tabakhanelerin buraya salhaneleri çekmesi gibi ilgili başka iş kolları da yine bu çevrede gelişmiştir. Salhanelerde kesilen hayvanların iç yağlarından mum yapılması dolayısıyla bölgede mumhaneler teşekkül etmiştir.

Fatih Sultan Mehmet Kazlıçeşme’ye bir de cami yaptırdı. Kazlıçeşme Camii ve çevresi o dönemde küçük bir yerleşim yeri haline geldi. Bu tarihten itibaren sur dışındaki yerleşimlerin de sayısı arttı. Bölgede 16. yüzyıl ve sonrasında sayılarının arttığı anlaşılan ve bazıları günümüze dek gelen tekke, mescit gibi dini yapılar bize bunu göstermektedir. Önceki devirlerde buranın sur dışında olması ve İstanbul’a dönük tehditlere karşı savunmasız bir konumda bulunması dolayısıyla bölgede iskân yoğunlaşmamıştı. Osmanlı döneminde ise hem İstanbul nüfusunun hızla büyümesi hem de bu güvenlik sorununun ortadan kalkması ile durum
değişti. Surların hemen yanında büyük mezarlıklarla beraber, dini kompleksler ve onların etrafında da yeni yerleşim yerleri oluştu. Merkez Efendi Külliyesi, Yenikapı Mevlevihanesi, Seyyid Nizam Tekkesi gibi yapıların varlığına bakılırsa, Zeytinburnu bölgesinin Osmanlı devrinde bilhassamanevi bir çekim merkezi olduğu anlaşılır.

On dokuzuncu yüzyıl Zeytinburnu’nun yakın bir gelecekte bir sanayi bölgesi olacağını haber verir gibidir. Eski tabakhanelerin yanına bu asırda modern çelik fabrikaları ve dokuma fabrikaları kurulmuştur.

Cumhuriyet devrinde Zeytinburnu’nun adeta kaderi değişmiştir. Yüzyıl başında Kazlıçeşme civarındaki yerleşimlerden ve kıyı şeridindeki tabakhanelerden ibaret olan Zeytinburnu bölgesi, 1947’de İstanbul Belediyesi’nce Kazlıçeşme ile birlikte Zeytinburnu’nun da İstanbul’un sanayi bölgelerinden birisi olarak kabul edilmesiyle büyük bir dönüşüm yaşamaya başlamıştır. Türkiye’de 1950’li yıllardan itibaren göç olgusu büyük önem kazanmış ve Zeytinburnu bölgesi de bundan büyük ölçüde etkilenmiştir. 1990’lı yıllara gelindiğinde ise Zeytinburnu’nun nüfusu da 160.000 civarındaydı.

Zeytinburnu 2000’li yıllarda büyük bir atılım içine girdi. İlçe coğrafi anlamda İstanbul’un merkezi olma konumunu iktisadi ve kültürel anlamda da elde etmeye başladı. Kentsel dönüşüm projeleri, ulaşım yatırımları, devasa altyapı ve çevre düzenleme çalışmaları ile Zeytinburnu önemini giderek arttırdı. Zeytinburnu iç ve dış turizm açısından da bu dönemde önem kazandı. Topkapı Kültür Parkı ilçemize bugüne kadar yapılmış en önemli kültürel yatırımdır. Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Merkezefendi Geleneksel Tıp Festivali yalnızca Zeytinburnu’nun değil, tüm İstanbul’un dikkatini çekmeyi başarmıştır. Zeytinburnu uluslararası alanda da bu dönemde gündeme geldi. Dünyanın 20. Uluslararası Barış Parkı, 2010’da Yedikule Soğanlı Bitkiler Bahçesi’nde açıldı.

İstanbul’un ikinci modern tramvay hattı olan ve 2004’te yapımına başlanan Zeytinburnu-Bağcılar tramvay hattı 2006’da hizmete girdi. Uzun bir tarihsel geçmiş perspektifinden bakıldığında Zeytinburnu için geçtiğimiz yarım asırlık dönemde zamanın çok hızlandığı görülmektedir. İlçemiz hızlanan zamanın getirdiği sorunlara biraz gecikmeli de olsa cevap vermeyi başarmıştır. Göç ve hızlı sanayileşme gibi sıra dışı olguların büyüttüğü ilçe, bu hızlı büyümenin tezahürü olan problemlerini birer birer çözmektedir. Bugün dün olduğundan daha güzel bir Zeytinburnu, bugün olduğundan daha güzel bir geleceğe göz kırpmaktadır.